June 2, 2014

avuç içinde büyüt beni. seyahat edelim seninle. kedileri sevelim. uçurumlara bakalım. yollardan yürüyelim. şemsiyelerimizi kaptıralım rüzgarlara. avuç içimde büyü. nedenler olmasın. niyeleri düşünmeyelim. hepten unutalım. rasyonalize olmayalım. çimlere yatalım. gökyüzüne bakalım. ceplerimize çakıl taşları, ayakkabılarımıza kum dolduralım. şehri avuç içlerimize saralım. kaleler yapalım. burçlar. hanlar. sokaklar. avuç içlerimizde büyütelim evimizin odalarını. sımsıkı saralım parmaklarımızı.  aktarları gezelim. kekik dolduralım avuçlarımıza. kişniş ve biberiye hatta. yeşil koksun avuç içlerimiz. avuç içinin en güzel yerini ayır bana. en yeşil, en güçlü yerini. avuç içinden kocaman ve cesur bir hayat fışkırsın. senin ve benim için.

April 11, 2014

dokuzluk

kayit, istanbul.
20 mayis, ataturk havalimani.

cok yorgunum. hayatim orada ama kaldigi yerden devam etmis 4 ay. sanki ankara ucagina binene kadar guvendeyim. ucaga biniyorum. yabanci her sey yok olamaya basliyor. basladik, ilk yuz metrede yuruyecegim galiba. pasaport birden onemini yitiriyor. birazdan aile, ev. hepsi turkce. ilk yirmi dakika orada toplamda turkce konustugunu asacak kadar cok. ucak indi, kopruden geciyorum. kapi aciliyor, bavullari bekleme zamani. bavullarim acinacak kadar gec geliyor. anne, baba sabirsiz. uzakta bekliyorlar. tam o sirada bana carpiyorsun. dusuyorum. yuzunu daha once gormedim biliyorum, ama sanki seni taniyorum. elini uzatana kadar yavas cekimde her sey. parmak uclarin benimkilere dokundugunda akis normale donuyor. biraz saskin bakiyoruz. sonra telefonunu veriyorsun, ara beni. en kisa zamanda diyorum. bu sahneyi dinleyen merakli seyirci kirk yildir tanisiyorlar der, ya da bana oyle geliyor. ve her sey tam olarak o anda bitiyor.

kes.

April 5, 2014

dogdugumuz andan itibaren yalniz olmamak uzere programlaniyoruz. once aile var, sonra okul, iyi bir is, bir koca. yalnizligin kotu bir sey oldugunu ogreniyoruz. boslukta bocaliyoruz. bosluk. kocaman. kapkara. korkuyoruz, boslugu doldurmak icin elimizden geleni yapiyoruz. kendimizi boslukla, yalnizlikla ozdeslestirmemek icin hep bir baskasi uzerinden tanimlamak istiyoruz. bir sevgili. oteki yari. bosluktan korkuyorum. kendim secmedigim surece yalniz olmak istemiyorum. hep beni tamamlayacak, boslugu dolduracak adami ariyorum. peki bu ne kadar dogal? bana kodlanan korku mu beni bu arayisa iten? neredeyse emindim eksik yanin bu oldugundan. hep bir ama var ama. simdi kocaman bir ama. boslukla yuzlesiyorum. belki de boslukla yasamayi ogreniyorum, yalnizligin gozunun icine bakiyorum. uyurken hep boslugu dusunuyorum. ne kadar cabaliyoruz boslugu doldurmak icin. yanlis secimler yapiyoruz, kacirilmayacak firsat diye ustune atladigimiz seyler bizi yaraliyor.

aslinda, belki de bosluk o kadar kotu degildir?

fuhre mich, halte mich. (yaziya bakinca az bucuk ironik sarki ama yazma ilhami)

February 27, 2014

dublin, carsamba gecesi, on bir kirk iki, yagmurlu, hafif de firtinali.

uzun suredir yazmak istemiyordum. sanki bu sehirde tek bir kedi yok. yalniz bir kedi olmak zor. apartmanin onundeki kullugumuz calindi, yine. lovers in japan caliyor, tabi ki akustik. mutluyum, ucsuz bucaksiz kirlarda kosturuyor gibiyim bir bucuk aydir. evimdeyim.  sanki bir seyler eksik ama. dolmus gormemek buyuk bir eksiklikmis. ozlenecek o kadar sey varken dolmuslari aramak da ankarali olmanin donutu galiba. caya geliyim mi diye arayanim da yok. cirilciplak ve ozgurum. neredeyse tum sehri yurudum. alti saat, kirk bes dakika. sana anlatiyorum cunku gel, gel de birlikte yuruyelim. kedileri arayalim. delileri cagiralim. sokaklarda kosalim. fethedilmeyi bekleyen kocaman bir sehir var onumuzde. ve biliyorum kediler oralarda bir yerde.

n.

January 9, 2014

kaybetmenin ahlakı üzerine

her zaman haklı olamazsın, bunu doğrulayacak parametre yok. kaybolmak kaybetmeye yeğ midir? işin içinden çıkamıyorum. sanki bir cevabı yok. saçma. hep bir cevap vardır. bazı soruların birden fazla üstelik. birler, sıfırlar. bir rüya gördüm. deli gibi yağmur yağıyordu. mavi bir saree giyiyordum. yağmurun altında dans ediyorduk. ne kayıptım ne mağlup. şimdi gidiyorum. gitmek mi kaybolmak mı? kaybolmak gitmeye yeğdir. şimdi bir bavul hazırlıyorum. sevdiğim herkesi ve her şeyi 30 kilo sınırı olan bavuluma doldurmak istiyorum. kayıplara karışmak istiyorum. ismim devlet-i alanın defterlerinden silinsin, hesaplarım dürülsün. kaybetmeyi seviyorum, kaybolmayı daha çok. ama yine de dayanamıyorum. kardeşi kardeşe kırdırmak, birini üstte tutmak istiyorum. günlerdir bunun cevabını düşünüyorum: kaybolmak kaybetmeye yeğ midir?