October 20, 2014
October 1, 2014
özlemek köprücük kemiğinden sol koluna inen bir ağrı. özlediğini söylemekse kanat diye gerebileceğin bir yumru. dudakları, parmakları, sokakları, kapıları bile özlüyor insan. özledikçe un ufalıyor. ezberliyor yoluna çıkan tüm sokakları. göğe değmek istiyor ama ne uzuyor, ne kısalıyor parmakları. gökyüzü hiç olmadığı kadar uzak ve sen koca bir ağrısın yanaklarımdan parmaklarıma uzanan. parmaklarım değiyor kaldırımlara, seni çağırıyorum.
July 28, 2014
yirmi alti ocak iki bin on dort
bogulacak gibi misin? kaldir kafani goge bak, bende hep ise yarar dedim. gokyuzunu de senden alamazlar ya. o an kilometrelerce uzaktik ama sanki yanimda gibiydin. beni anladigini hissettim. arada sigaramin dumanini takip ediyorum, nereye giderse oradayim iste dedin. pazar gecesi hep tuhaf olaylara gebe. peki simdi kim kimin avucunda? goge bak, cevap orada.
June 2, 2014
avuç içinde büyüt beni. seyahat edelim seninle. kedileri sevelim. uçurumlara bakalım. yollardan yürüyelim. şemsiyelerimizi kaptıralım rüzgarlara. avuç içimde büyü. nedenler olmasın. niyeleri düşünmeyelim. hepten unutalım. rasyonalize olmayalım. çimlere yatalım. gökyüzüne bakalım. ceplerimize çakıl taşları, ayakkabılarımıza kum dolduralım. şehri avuç içlerimize saralım. kaleler yapalım. burçlar. hanlar. sokaklar. avuç içlerimizde büyütelim evimizin odalarını. sımsıkı saralım parmaklarımızı. aktarları gezelim. kekik dolduralım avuçlarımıza. kişniş ve biberiye hatta. yeşil koksun avuç içlerimiz. avuç içinin en güzel yerini ayır bana. en yeşil, en güçlü yerini. avuç içinden kocaman ve cesur bir hayat fışkırsın. senin ve benim için.
Subscribe to:
Comments (Atom)